ADİL MAVİŞ KİMDİR

ADİL MAVİŞ KİMDİR

ADİL MAVİŞ

  “Çoğu insanın olduğu kişi ile olduğunu sandığı kişi arasında fark vardır. Benim de hayat boyu öğrenme yolculuğumda “Kendimi bilmek ve bulmak” süreci sonu bitmeyen bir bulmacaya dönüştü.”

Adil Maviş Kimdir?

         Çocukluğum ilk yılları Almanya’da geçti. Annem emekçi,  babam sanatçıydı. 11 yaşında babam Almanya’da bir trafik kazası geçirmeseydi, belki Türkiye’ye hiç dönme-yecektim.

         Ortaokul, lise ve üniversite yıllarımda; İzmir, İstanbul ve Ankara’da yurt ve evde kalarak okudum. 1985’te iyi bir puanla ODTÜ’ye girdim. Hava Kuvvetleri’nin mülakat sınavlarını kazanarak Hava Kuvvetleri adına ODTÜ’de askeri öğrenci olarak devam ettim. Askerliği sevemedim ayrıldım.

        Üniversitenin son yıllarında yolum Nüvit Osmay ile birleşti. “İnsan Mühendisliği” kitabının yazarı, beni kişisel gelişim kavramı ile tanıştıran isim oldu. Üstat, dünyada İncil’den sonra en çok satan kitabın yazarı Dale Carnegi (Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak) ‘nin öğrencisi olmuş. 1970 yıllarında gönüllü olarak eğitimlerini halk evlerinde daha sonra dernek çatısında yürütmüş. 

       1990 yıllarına gelindiğinde ise Türkiye’nin ilk kişisel gelişim okulu olan “Düşün, Konuş, Dinle Özel Eğitim Kurumu”nun kurucuları arasında yer aldım. “Kendini Geliştirme” kavramından yola çıkarak, her bireyin kendi yetenek ve yeterliliklerini geliştirebileceği ve bunu meslek olarak icra edebileceğini düşündüm. “Kişisel Gelişim Uzmanlığı” ismini de kavram olarak kullanıp bu alanda sertifika programlarını yönetmeye başladım.

        Dünyada 1960’lı yıllarda keşfedilen “Hızlı Okuma Eğitimleri”ni algılama ve hafıza ile ilişkilerini geliştirerek 1990 yılının başlarında “Hızlı Algılama ve Öğrenme Teknikleri Eğitimi”ni ilk kez Ankara’da vermeye başladım. Bu eğitimlerden birkaç yıl sonra da M.E.B. müfredatına seçmeli ders olarak girmesini sağlamış oldum.

       “Öğrenme İsteksizliği” konusunda yaptığım bireysel ve kurumsal çalışmalar, bu güne kadar 100.000’den fazla öğrenciye birebir ve grup çalışmalarıyla ulaşmış oldu. 

       “Diyet ve Zayıflama” konusu her daim gündemde olmuştur. Ne yazık ki kilo verenlerin % 98’i tekrar kilo alıyor ve kimse işin bu tarafıyla ilgilenmiyor. Diyet reçeteleri sunmaya devam ediliyor.  Bildiğimiz ancak eyleme geçiremediğimiz ya da eyleme geçip yarım bıraktıklarımız aslında bilinçaltındaki şartlanmalardan kaynaklandığını, olumsuz şartlanmaların bozulup tekrar programlanabileceğini gösteren metotları sistemleştirerek “Bilinçaltı Dönüşüm” seansları yapmaya başladım. Bilinçaltı Dönüşüm seanslarıyla, 250’den fazla insanla alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı ve sigara tiryakiliği ile kısa sürede başa çıkılabileceğini deneyimleyerek başarılı oldu. 

       “Algı ve İrade Yönetimi” konusunda çok kalabalık topluluklarda yaptığım sunumlarda katılımcıları “Bilinçaltı” kavramının hayatımızdaki önemine dikkat çektim. Bu programlar; hayatta kontrolümüzün sandığımız gibi kendi irademizde olmadığını gösteren canlı bir deneyim yaşadı. 

       Normal doğum korkusu ve bilinçsiz yönlendirmelerin sonucu olarak Türkiye’de sezaryen doğum oranı % 50’dir. Ünlü bir oyuncunun “Doğum Koçluğu”nu yapınca Tıp akademisyenlerinin dikkatini çekti. Doğum hadisesinin bir hastalık değil de normal ve doğal süreci içinde gerçekleştirebileceğini “Hipnotik Doğum” kavramıyla birlikte öğrendi.   

       UHAD (Uluslararası Hipnoz Araştırmaları Derneği) Kurucu Başkanlığını yaptım. GPED (Gönüllü Psikologlar Derneği) kurucu yönetim kurulu üyesiyim.

         Deneyimlerimi bugüne kadar yazdığım toplam 15 kitapta toplamış oldum. Bu kitapların yüzlerce baskısı okuyucuya ulaşmıştır. Bu kitaplardan 8 tanesi yayınlanmaya devam ediyor. Bugüne kadar 280’den fazla eğitim ve 400’den fazla konferans ve sunumlar, binlerce bireysel ve elliden fazla kurumsal danışmanlık hizmeti vermiş oldum. Türkiye’nin ilk “Kişisel Gelişim Dergisi” ve “Genç Gelişim Dergisi’nin eğitim editörlüğünü yaptım.

Sosyal Hizmet Uzmanlığı, Aile ve İlişki Danışmanlığı, Cinsel Terapi Uygulayıcılığı alanlarında yetkinliklerim yanında 

       Evli ve iki çocuk babasıyım. İstanbul’da kendi kurduğum sistem içinde “Adil Maviş Bilinçaltı Dönüşüm Koçluğu” “HDK Hipnotik Dil Kalıpları” Eğitimi, Pratik NLP Eğitimleri, HipnotikEFT, FFT (Korkulardan Arınma) Eğitimlerini veriyorum. Ayrıca 2022’nin başında kendi kurduğum ve Kişisel Gelişim, Koçluk ve Danışmanlık alanında kendimi kopyalatarak uygulayıcı yetiştirdiğim MMC (Mind Master Class) programını yönetiyor. Yılda iki kez bu alanı profesyonel meslek edinenlere süpervizörlük yapıyorum. Halen İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümünde öğrenciliğim devam etmektedir. 

Felsefem

        “Bardağın hangi tarafından baktığın önemli ama içindeki suyu hatırlayıp içmek daha önemli”

        Herkes mutlu olmayı hak eder. Bu hak verilmez kazanılır. Kazanmak için savaşmayı seçenler mutsuzluklarıyla mutlu olmayı öğrenmek zorunda kalırlar. “Başarı” ve “Mutluluk” birbirine karıştırılan kavramlardır. Her ikisi birbirini olumlu ve olumsuz etkileyebilir ancak başarının getirdiği mutluluk her zaman daha çabuk tüketilir.                

      Sorunları “Sorun” hâline getirenleri gözlemlediğimde bunun bazen kişilik bazen karakterden kaynaklandığını gördüm. Karakter değişmez ve kişilik geliştirilebilir. Farkındalığı geliştirerek, karaktere rağmen kişilik geliştirilebilmektedir. Bunun için kişinin kendini tanıması kişisel algılama filtrelerini tanımlaması gerekir. Algılamalarımızın oluştuğu “Bilinç-Bilinçaltı ilişkisi” verimli çalıştığında bütün hastalıklar, sorunlar, zorlanmalar kişinin gelişimine değer katar. Kendi bilinçaltı ile uyumunu yitirenler kendi ihtiyaçlarını göz ardı ederek başkalarının arzu ve beklentilerine (mutluluğunu) hizmet eder. Bütün psikolojik sorunlar, temelde duyguları sağlıklı bir şekilde deşarj edememek ve olumsuz duyguları olumlu değerlere dönüştürememekten kaynaklanır.

        Ön yargılarımız hayatı algılayış biçimimizin anayasasını oluşturur. Ön yargılar toplum, aile, çevre gibi dış etkenlerin üzerimizde yarattığı güçlü ve programlanmış etkilerdir. Bu etkilerin farkına varamadan bir ömür boyu geçebilir. Fark etmekle içsel çatışmalarımız oluşur. Bu çatışmaları (programı) çözememek mutsuzluklarımızın temel kaynağını oluşturur. İnsanlar cevabını bulamayacakları veya bilemeyecekleri bir soruyu soramaz. Doğru soruları sorabilmesi, sorunun yaratıldığı boyutta gerçekleşmez. Bu boyutun dışına çıkıp öz değerlendirmede bulunduğunda kişi negatif transını bozup pozitif trans hâline geçebilir. Boyut değiştirmek sadece ölmekle gerçekleşmez, arif ve ermişlerin sırrı boyutlar arası geçişlerin sırrını öğrenmiş olmalarıdır.

      Yaşam kalitenizi belirleyen en önemli kriter zihninizi neye odaklayacağınızı öğrenmiş olmanızdır. Bir projeksiyon cihazı gibi dikkatinizi neye verirseniz onu kendinize görünür hâle getirir ve dolayısıyla olumlu olumsuz etkilerini de bir mıknatıs gibi kendi dünyanıza çekersiniz. Hadi şimdi hayatta sizi “Neler beni mutsuz ediyor” sorusunun cevabına odaklanın ve birkaç dakika düşünün bakın neler olacak? ☺

     Hayattaki nesnel veya soyut her şey olması gerektiği gibi değil sadece olduğu gibidir. Ama biz yine neden ve niçin sorularını sorarken beynimizde olması gereken bir şablona oturtarak anlamaya çalışırız. Dikkatinizi neye verirseniz onu büyütürsünüz. İstemediklerinizi düşünmek kabuslarınızı, istediklerinizi düşünmek mutluluklarınızı çoğaltır. Bütün sorunların kökü geçmişteki yaşanmışlıklarla ilgilidir.  Geçmiştekileri affetmediğimiz için takılır ve kendimizi affetmediğimiz için de geleceğimizi ipotek altına alırız. 

        “Özgürlüğe giden yolun başlangıcı kendini bilmektir. Belki sonu da kendinden geçmektir.”

       Bir çocuğa kazandırabileceğiniz en güzel miras ona “içinden geldiği gibi davranma” özgürlüğü vermektir ve onu “olduğu gibi severek” özgüveninin geliştirmesine değer katmaktır. En büyük dersi hayatta en çok güvendiğin kişiler verir. Yaşadıkların güvensizlik sorunu yaratabilir. Güven tek kullanımlıktır ve bittiğinde kişiden öğrendiklerine şükret ve hayatından çıkmasına izin ver. Kendine değer vermeyenleri hayatınızda tutmaya devam ederseniz onların sevdiklerine de zarar veremeye başladıklarını görürsünüz. Hayatınızdan çıkartamadığınız durumlardan uzak durun.

        Hayatta biriktirdiğin şeyler mutlu etmez, tükendiğin şeyler de seni bitirebilir. Huzur çok şeye sahip olmak değil, az şeye ihtiyaç duymaktır. 

      “Siz hiç olumsuz düşünmez misiniz?” diye soranlar oluyor. Ben de cevap veriyorum “Ben her yönümü seviyorum ama bazılarını daha çok.” Hayatıma giren herkes benim kendimi daha iyi tanımama katkı sağlamıştır. İnsan olumsuz olaylardan olumlu olaylara göre daha çok şey öğrenme potansiyeline sahiptir. Ama bazılarımız bu potansiyeli “bundan öğrenmem gereken şey ne?” Sorusunu sormak yerine “Bu benim başıma niye geldi?” diyerek kurban rolüne girmeyi tercih eder.

       Sen kendini kurban görürsen eline bıçak alan çok olur.

      Aşırı kilolarımız “İçimizdeki mutsuzluğun” dışımıza yansımasıdır. Baskılayarak veya diyet yaparak kaybettiğimiz kilolar bizi daha mutlu yapmaz.

     Hatırlamak istediğin şeylere yer vermek için unutmak istediğin şeyleri affet.

    Alın yazımı değiştiremem ama yazarıyla aramı iyi tutabilirim.

    Yapamayacağım şeylere odaklanarak yapabileceklerime haksızlık yapmayacağım.

     Hep “Akıllı ol” dediler. Kabul etmedim tabi. Deli miyim ben?

    Sen sorunların kalitesini arttır. Yaşam kaliten mutlaka artar.

Ne Yapıyorum?

      “Kişi geçmiş ve gelecek arasındaki kopuk ve hasarlı bağlantıları bulabilirse onları bilinç ve bilinçaltı düzeyde nasıl güçlendireceğini de öğrenebilir.”

        Sol beyin mantık, sağ beyin sezgi alanımızı temsil eder. Mantıkla ulaşamadığımız yerlerde inançlar devreye girer. İnançlarımızı oturtamadığımızda değersizlik, yetersizlik, güvensizlik, ümitsizlik, korku, vesvese ve bunların uzantısı soyut ve somut potansiyel hastalıklarımızı aktif hâle getirir. Benim yaptığım şey sağ ve sol beyni senkronize etmek aslında re-senkronize etmek. (yeniden yapılandırmak)

İnsanın kendi bilinçaltı ile nasıl uyuma gireceğini biliyorum ve bunu öğretiyorum. NLP, EFT, Thetahealing, Nefes, Timeline, Telkinbilim, Kuantum, Olumlama, Şifa Frekansları, Sufi öğretilerden yararlanıyorum. 

Bilinçaltı Dönüşüm Koçluğu, yapmadan önce kendime “Bu insanları nasıl düzeltebilir/değiştirebilirim?” diye soruyordum. Şimdi geldiğim noktada bu yaklaşımı çoktan bıraktım. Artık bireyin kendi büyümesini gerçekleştirebileceği enstrümanları bulup “Kendine değer katabileceği bir ilişkiyi nasıl inşa ederim?” sorusuna cevap arıyorum.

Yine yıllar içinde anlamak ve anlaşılmak konusunda kendimi çok geliştirdim bu da doğal olarak üstün bir dinleme ve empati yeteneğimi geliştirdi.  Kişiyle çok kolay uyuma giriyor ve “Anlaşılıyor muyum?” kaygısı duymadan kaliteli bir iletişime geçebiliyorum. Çoğu danışanım yaklaşımımdaki samimi niyetimi görür, “koşulsuz sevgi ile olduğu gibi kabul eden” hayatında belki de tek kişi olduğumu söyler.

Ne Yapmıyorum

          Doktorluk yapmıyorum, kişinin devam eden bir hastalığı varsa tedavisi ile ilgili yorumda bulunmuyorum, tedavi ve terapi kapsamına girecek uzman hekim ve klinik psikologların uygulamalarını ehil kişilerin yapmasını destekliyorum. İnanç ve umut sömürüsü yapmıyorum. Durumunuza olumlu katkı sağlayamayacaksam bunu başta açıkça söylüyorum. Dönüşüm Koçluğunda siz çalışmalarımızın doğal ortağı olursunuz. Sizin gıyabınızda karar vermiyorum. 

Kitaplarım

       “Emek vererek yazdığım kitaplarım bir bir ortaya çıkışını izliyordum. Zamanla şunu fark ettim aslında onlar içimdeki “Ben”i ortaya çıkartıyorlardı.”

  1. Başarı Üniversitesi
  2. Başarı Rehberi
  3. Hızlı Okuma Teknikleri
  4. Seve Seve ÖSS
  5. Mıknatıs Konuşmacılar
  6. Geleceğin Meslekleri
  7. Hipnotik Öğrenme
  8. 60 Dakikada Puanınıza Nasıl Tavan Yaptırırsınız?
  9. Söz Söyleme Sanatı
  10. Sigarayı Bırakabilirsin
  11. Kariyerinde Varsa İş de Olur Para da
  12. Bu Yaz Amerika’da (Yurt dışı eğitim rehberliği)
  13. Sınav Motivasyonu
  14. Mucize Bilinçaltının Gücü